Bazen kendimi inanılmaz ikna ediyorum. Kandırıyorum gaza geliyorum. Bi aydınlanma yaşıyorum. Böyle herşeyi yapabilecek şekilde aklımda ki bütün herşeyden kurtulmuşum gibi oluyor. Genelde bu süre uzun sürmüyor. Gibi oluyor diyorum çünkü beynimin bi yerlerinde durduğunu biliyorum o kara deliklerin sadece beni içine çekmek için fırsat kolluyor.
bu aydınlanma olayının sabit olması gerek devamlı olmalı yani. Arada bir gelmemeli "ara sıra bazı bazı" değil yani sürekli kalıcı olarak yerleşmesi lazım beynime. Demiyorum sürekli rahat gezeyim ama sürekli mutsuz gezmektense ara sıra mutsuz gezmek daha iyidir. Hiç yoktan yaşadığım hayatın değerini anlarım.
Bunun için ne yapmam gerek bilmiyorum ama öğrenecem zamanla oturtacam beynime kazıycam. Tarih öncesindeki insanların mağara duvarlarına kazıdıkları gibi kazıycam beynime . yıllarca çıkmamasını sağlıycam orda ne dersin yapabilir miyim!
Unutmaya başlamak
neden bu kadar şartladım kendimi? Bilmiyorum! Derdim neydi onu da bilmiyorum. Unutmak için ne yaptım, başka birisi olsun diye uğraştım. Ama nafileydi!
Çünkü onda yaşadığım şeyi ya da başkalarında yaşacağım şey(başkaları olursa), reddedilme korkusu yüzünden belki de bu sinirim. Bakmayın yazıyorum belki bi çıkış yolu bulurum diye kendimce. Bulurmuyum onu da bilmiyorum. Yıllar oldu o zamanın şartları yüzünden oldu sanki herşey diye düşünüyorum bazen ama hiç alakası yok.
Tamamen kendimi şartladım. Hani ilkokulda bir erkekle bi kız yanyana oturunca "ooooo" diye bi ses çıkar sınıftan. İster istemezde iki çocukta tepki verir. Ama bi yandan da olabilir derler içlerinden. Ben olabilir diyendim o olamaz diyen.
Bunları buraya yazmam eskileri tekrar mı canlandırır bilmiyorum. Aslında ben bi bok bilmiyorum. Biliyor gibi yapıyorum herşeyi. Susuyorum sürekli. Ne iş yapacan! Nasip diyorum! var mı biri evlencen mi dyorlar! Yok diyorum Nasip!
Nasip dedikçe içten içe biliyorum benden bi bok olmaz. Babam bana herşeyi öğretti ama herşeyi. Hayatla ilgili ama bazı şeyleri öğretmedi onlarıda en acı şekilde öğrendim. Bu dünya da ilk aşk acısı çeken kişi ben değilim son da olmuycam. Ama....
Bu acının bu sonu olmalı hayata devam edebilmemiz gerekli. DEvam edebilmem gerekli. Anlamam ben noktalama işaretlerinden. Türk dil bilgim sıfırdır. Herşeyi sayısal olarak hesaplarım kafamda. Kitap okurum sayfa sayılarına dikkat ederim. Adımlarımı sayarım. Kaç yaşıma geldiği hesaplarım. Herşeyi hesaplarım. Mantıklı bir şekilde hareket etmeye çalışırım sonuç olarak. Ama bu iş beni ters köşeden vurdu.
Yıllar önce bi arkadaşım aşık olduğunda nolcak olum demiştim. Aşık olursan görürsün demişti. Keşke demeseydi. Belki aşk dünyanın en güzel şeyi ama diğer tarafında ise en karanlık yeri.
Bu acının bir sonu olmalı bir çaresi olmalı bir tedavisi olmalı. Çivi çiviyi söker ama o boşluk hep orada kalır. Bu acıdan bakınca bu işten kurtulmanın yolu yok gibi duruyor.
Çünkü onda yaşadığım şeyi ya da başkalarında yaşacağım şey(başkaları olursa), reddedilme korkusu yüzünden belki de bu sinirim. Bakmayın yazıyorum belki bi çıkış yolu bulurum diye kendimce. Bulurmuyum onu da bilmiyorum. Yıllar oldu o zamanın şartları yüzünden oldu sanki herşey diye düşünüyorum bazen ama hiç alakası yok.
Tamamen kendimi şartladım. Hani ilkokulda bir erkekle bi kız yanyana oturunca "ooooo" diye bi ses çıkar sınıftan. İster istemezde iki çocukta tepki verir. Ama bi yandan da olabilir derler içlerinden. Ben olabilir diyendim o olamaz diyen.
Bunları buraya yazmam eskileri tekrar mı canlandırır bilmiyorum. Aslında ben bi bok bilmiyorum. Biliyor gibi yapıyorum herşeyi. Susuyorum sürekli. Ne iş yapacan! Nasip diyorum! var mı biri evlencen mi dyorlar! Yok diyorum Nasip!
Nasip dedikçe içten içe biliyorum benden bi bok olmaz. Babam bana herşeyi öğretti ama herşeyi. Hayatla ilgili ama bazı şeyleri öğretmedi onlarıda en acı şekilde öğrendim. Bu dünya da ilk aşk acısı çeken kişi ben değilim son da olmuycam. Ama....
Bu acının bu sonu olmalı hayata devam edebilmemiz gerekli. DEvam edebilmem gerekli. Anlamam ben noktalama işaretlerinden. Türk dil bilgim sıfırdır. Herşeyi sayısal olarak hesaplarım kafamda. Kitap okurum sayfa sayılarına dikkat ederim. Adımlarımı sayarım. Kaç yaşıma geldiği hesaplarım. Herşeyi hesaplarım. Mantıklı bir şekilde hareket etmeye çalışırım sonuç olarak. Ama bu iş beni ters köşeden vurdu.
Yıllar önce bi arkadaşım aşık olduğunda nolcak olum demiştim. Aşık olursan görürsün demişti. Keşke demeseydi. Belki aşk dünyanın en güzel şeyi ama diğer tarafında ise en karanlık yeri.
Bu acının bir sonu olmalı bir çaresi olmalı bir tedavisi olmalı. Çivi çiviyi söker ama o boşluk hep orada kalır. Bu acıdan bakınca bu işten kurtulmanın yolu yok gibi duruyor.
bozgun
....tayfa, volta...
konuşsam yalan
sussam nihayet
günah tek kalan
adı kıyamet!
beni vurdular
canda esaret
bir sözüm yok
dilde cesaret
bir sözüm yok
dilde cesaret
yarda mevsimler sürgün
kime kaldı bu bozgun
yürek
beden de değil
nerede ruhum!
yarda mevsimle sürgün
kime kaldı bu bozgun
yürek bedende değil
nerede ruhum
yarda mevsimler sürgün
kime kaldı bu bozgun
yürek bedende değil
nerede ruhum
yarda mevsimler sürgün
kime kaldı bu bozgun
yürek bedende değil
nerede ruhum
hoşgelmişsin komiser
beyler bu varya
beni içeri tııkan komserdir
hey güzel allahım be
o yazdığın kadere kurban be
el ağlayan yüz tutmuş kaldım bi çare
bir ah değil bin af değil ölsem ne çare
el ağlayan yüz tutmuş kaldım bi çare
bir ah değil bin af değil ölsem ne çare
yarda mevsimler sürgün
kime kaldı bu bozgun
yürek bedende değil
nerede ruhum
yarda mevsimler sürgün
kime kaldı bu bozgun
yürek bedende değil
nerede ruhum
konuşsam yalan
sussam nihayet
günah tek kalan
adı kıyamet!
beni vurdular
canda esaret
bir sözüm yok
dilde cesaret
bir sözüm yok
dilde cesaret
yarda mevsimler sürgün
kime kaldı bu bozgun
yürek
beden de değil
nerede ruhum!
yarda mevsimle sürgün
kime kaldı bu bozgun
yürek bedende değil
nerede ruhum
yarda mevsimler sürgün
kime kaldı bu bozgun
yürek bedende değil
nerede ruhum
yarda mevsimler sürgün
kime kaldı bu bozgun
yürek bedende değil
nerede ruhum
hoşgelmişsin komiser
beyler bu varya
beni içeri tııkan komserdir
hey güzel allahım be
o yazdığın kadere kurban be
el ağlayan yüz tutmuş kaldım bi çare
bir ah değil bin af değil ölsem ne çare
el ağlayan yüz tutmuş kaldım bi çare
bir ah değil bin af değil ölsem ne çare
yarda mevsimler sürgün
kime kaldı bu bozgun
yürek bedende değil
nerede ruhum
yarda mevsimler sürgün
kime kaldı bu bozgun
yürek bedende değil
nerede ruhum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

